Kaç yapıyor bunlar?
AYDAN ÇELİK
Fransa Bisiklet Turu'nda Fransızların durumu üzüntü verici. Dünyanın en büyük organizasyonunu yapıyorlar, ama çeyrek asırdan beri bir şampiyon çıkaramıyorlar. Üstelik bu durumu kanıksamış gibiler. Son birkaç yıldır, Fransız Devrimi'nin başlangıcı kabul edilen 14 Temmuz'da (Bastil Günü) kazandıkları etaplarla teselli buluyorlar. Geçen yılın 14 Temmuz etabını R. Virenque kazanmıştı. Bu yılki etabı
D. Moncoutié kazandı. Hoş başka bir Fransız, C. MOREAU genel klasman'da üçüncülüğe yerleşse de Armstrong için bir tehdit oluşturmuyor. (Yine de büyük konuşmamak lazım. Bisiklet bu.)
Geçen haftaki yazımızda yokuş çıkan bisikletçilerin yüz ifadesini en iyi yansıtan cümlenin Erkin Koray'ın "ha bu mereti icat edenin" şarkısı olduğunu söylemiştik. Bu hafta da şarkılardan türkülerden devam edelim. Bakalım kime hangi melodi iyi gider? (Bu da dünya bisikletçiliğine Türk katkısı olsun.)
Fransızlar'ın Sarı mayoyla ilgili hislerini en iyi anlatan türkü: "Yarim senden ayrılalı, hayli zaman oldu gel gel"dir. Armstrong'a en iyi Nesimi'nin "Ben sarı mayoyu giydim kendi eğnime" türküsü gider.
Ullrich için: "dağlar dağladı beni, gören ağladı"dan uygun bir melodi bilmiyorum. Aslında güzel Türkçemiz’de onun için, "düşmez kalkmaz bir Allah. Her işte bir hayır vardır. Allah bir kapıyı kaparsa, başka bir kapı açar. Boş ver abi o kız yaramazdı zaten, kim sarışınlardan hayır görmüş ki?" gibi bol miktarda vecize var.
"Dağlar dağımdır benim" türküsü Danimarka'lı Rasmussen için yazılmıştır. Eski dağ bisikleti şampiyonu, sanki elinde bir oklava; yokuşları yufkaya çeviriyor. En iyi yokuşçunun giydiği kırmızı benekli mayoyu başkasının kapması artık çok zor.
"Kendim ettim kendim buldum" J. Voigt için yazılmıştır. Pazar günü sırtına geçirdiği sarı mayo'yu, Salı günkü etapta Armstrong'a teslim ettiği yetmezmiş gibi, Çarşamba günü liderin 47 dakika gerisinde kalınca diskalifiye edildi.
"Yeşilmişik" şarkısı T. Boonen için yazılmış gibidir. En iyi sprinterin giydiği yeşil mayo, kaza geçirip, yarışma dışı kaldığı için artık başkasının sırtında.
Bu kadar yeter. Yerimiz dar. Gelinin oynaması için daha geniş pistler inşa edilmeli. Yine de bazı şeyler var ki, söylemeden geçmek günah olur.
Türkiye'de bisiklet sporuna gösterilen ilgi giderek artıyor. Bunda Armstrong'un varlığı yadsınamaz. Ünlü biyografisinin Türkçesi de çıktı. Sarı Livestrong bantla birlikte satılan kitabın ön kapağına, her çorbanın limonu, her kilidin anahtarı Hıncal Uluç'un bir cümlesi var. (Yerimiz dar dedik ama, iki çift laf etmeden geçmeyelim. Nike'ın tasarladığı Sarı bantlar Türkiye'ye hızla geldi ama, kolunda gamalı haç yerine Nike amblemi taşıyan Hitler afişleri gelmedi. Endonezya'daki fabrikasında insanları yevmiyesi 1 doların altında çalıştıran Nike'tan söz ediyorum.)
Eurosport'un Türkçe yayınlarını unutmayalım. Milli bisikletçi Murat Suyabatmaz'ın yorumcu olarak katıldığı yayınlardan birine biz de konuk olduk. Kıra döke bir şeyler söyledik. İzleyenler programa
e-mail yollayarak katılabiliyorlardı. Soruların bazılarını mealen aktarmak istiyorum."Bisikletçiler ne kadar kazanıyor? Tur kaça çıkıyor? Bisikletler kaça satılıyor? Bisikletler kaç yapıyor? Bisikletler kaç vitesli?"
Hey gidi yurdum insanı hey. Seviyorum valla seni.
|